prenses çiçeğim

4/10/2009

Son Aşkım




sensiz yalnızlığı, anlamsızlığı,

tadı olmadan ömrün, umutsuzluğumu gördüm.

dokundum hiçbir tende kokun yok,

aradığım mutluluğu gözlerinde buldum.

yaralarım artık uzakta bir yerde,

sessizce küllenip savruluyor.

 

sen son aşkım, son ümidim olacaksın,

kalbimde her zaman tek kalacaksın,

ruhum dudaklarında hayat buluyor,

yaşadığım en büyük aşk sen olacaksın.



3/10/2009

Aşka Atılmış Son Kurşunum Sendin!

Basit bir ayrılık değil bu, bir zaman sonra sızısı geçecek kalp ağrılarından bahsetmiyorum. Bir ömrün tam da ortasına döktüğün, koyu, siyah bir zift anlatmaya çalıştığım. İnsan her duruma alışabilir. Yokluğu, yoksunluğu kanıksar, alışkanlıklarını değiştirebilir. Ancak elinde duran son değerli duygusunu kaybederse ne yapar?
Sende her şeyi nitelikli kılan, farklı olduğuna inanmamdı. Benim inanmamın ötesinde, senin buna canı gönülden inandığını düşünmemdi. İnsan söyledikleri ve yaptıkları ile bir bütün oluşturduysa, kendini saymalıdır. Yoksa dileğince ahkam kes, anlat anlatabildiğin kadar, kendine karşı duruyorsa yaptıkların, çelişki yumağından başka ne görür karşı taraf?
Aşk gibi kutsal ve mucizevi bir hissin altına imza atmadın mı söylemlerinle? Hani aşk dediğin anlamaktı? Sen hiç kimseyi anlayabildin mi? Bunca bencilliğin arkasına geçip, kendinden başkasına bakmadan yürüdüğün yol, sevdaya yakışır mı? Sen, kelimelerden oluşmuş bir adem oğlusun. Kapağını açınca içinden kıyafetler fırlayan bir dolap gibi, seni açtığımda içinden sadece sözcükler çıktı. Hani bir laf vardır ya, “hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” diye, işte sen en güzel bu cümleyle anlatılıyorsun.Kaybedilmiş bir aşk değil bizimki, kaybolması zaten bekleniyordu. Fakat kırıp parçaladığın şey, bir kadının aşka ait son kurşunudur. Bundan sonra ne olacak? Sen de böyle bozuk çıktıysan, üstelik eleştirdiğin o erkekler ve kadınlardan bir ayrıcalığın kalmadıysa, ben kime ve neye güveneceğim?
Yüreğimdeki şu bıçak kesiğine benzer acının sebebi, basit bir sevda ayrılığından kaynaklanmıyor. Hayal kırıklığı bu düpedüz, isyanım seninle yaşanılanlara değil. Tutunduğum, yaslandığım bir değere zarar verdin. Buna kahrediyorum. Şimdi ben neresinden yakalayayım aşkı?
Kızgın değilim, öfkeli hiç değilim, tam da tersi yine bir şey öğrendim yaşadıklarımdan diye, buruk bir tebessüm bile oturttum dudağıma ama silip, baştan başlamak gerekecek. Asalet bende kalsın, şanıma yakışmaz arkandan söylenmek. İyisi, kötüsü ne kalmışsa paylaştıklarımızdan cebimde, hepsi önemlidir. Mutlaka cümlelerin olmuştur öğrendiğim, bir kitap, belki bir yazar, hatta yeni bir yol eklemişsindir yürüdüğüm şu hayat seyahatine, sadece onlar için dahi bir teşekkür hak etmektedir ilişkimiz. Teşekkür ederim!
Şimdi, yeniden başlayacağım sıradan olmayacak bir maceranın kapısında dururken, düşünüyorum da, asıl başarı, bende yarattığın hayal kırıklığına rağmen, aşka inanmaya devam etmek olacaktır. Ben nelerin içinden geçmiş, hangi yüklerin altından kalkmış bir kadınım, sanırım bunu da hallederim. Sen de geçip gidersin diğer yağmurlar gibi, kimin anısı sonsuza kadar aynı renkte kalmış? Bir yerlerde doğru, gönlüme göre, aklımı kesen, ruhumun seveceği bir adam vardır elbette, buna inanmadan sabaha uyanmayacağım. Aşka inanmaya ve tutunmaya devam edeceğim, sana rağmen!

3/10/2009

Seni Sevmekten Hiç Vazgeçmedim! Mevsimler geçti, günler, geceler



Kırgınlıklarım yok mu? Hem de öyle çok ki! Bir yanım alev alev yanıyor öfkeden, hatta nefret ediyorum senden. Sonra anlıyorum ki, aşk ve nefret kardeşler. Birbirlerini besliyorlar ıssız gecelerde. Kim yoksa yerinde, öteki dolduruyor boşluğu yürekte.
Seni sevmekten hiç vazgeçmedim. Kimseye söylemedim belki ama için için kavruldum ayazlarda. Suskunluğumun sebebi ise utancımdır. Dostlarıma anlatamadıysam hala kalbimin adınla çarptığını, senin yüzünden. Kendimi seni severken yakaladığım anlar oldu. Bunca zamana ve yaşananlara rağmen sevmekte direnen gönlüme, çıkarıp iki kurşun sıkmak istedim. Sonra aklımla kavga etti ruhum, bir zamanlar sevmeye layık bulduğun birini, şimdi böylesine inkar etmeyi kendime yediremedim.
Sevda benim, kime ne? Üstelik yanımda da durman gerekmiyor, yüreğimin sana çarpması için. Yoksunluğun elbette doldurulamayacak boşluklar bırakıyor hayatımda, ama aşkın hepsi senden ibaret değil. Sana olan sevgiyi yüreğimde taşıyıp, koruyabilmek cesaretine sahibim. Sen olsan da olur, olmasan da!
Kimsesiz gecelerin ağırlığına ekleniyor uykusuzluk. Bazen zor oluyor şu laf dinlemez kalbi sakinleştirmek. Ondan başka sıkıntım yok. Nasılsa her sabah doğan güneş gibi, kendime doğmayı becerebiliyorum.
Güçlü kadınların kimseye ihtiyacı olmadığı yanılgısını silip atmak istiyorum gözlerinden. Herkesin sevgi dolu bir sarılmaya ihtiyacı var. Evdeki tüm elektrik işlerini yapıyor, para kazanıp ayakları üstünde duruyor olabilmem, yalnız uyanmak istediğim anlamına gelmez ki! Fakat sen daha güçsüz bir kadın istiyorsun, biliyorum. Sana ihtiyaç duyan, altında ezilmediğin, hatta biraz üstünlük sağladığın bir kadınla mutlu oluyorsun. Beni taşımak zor geliyor, farkındayım. Haklısın belki de, ben de erkek olsam senin gibi hisseder miydim diye düşünüyorum zaman zaman. İstemezdim! Birine “kadınım” diyeceksem, onun duruşuna da hayran olurdum. Şimdi, bir adama dediğim gibi…
Her şeye rağmen, ben seni sevmekten hiç vazgeçmedim. Burnumun direği sızlıyor bazen hasretinden ama atlatıyorum. Hangi yara kabuk bağlamadan iyileşebilir ki? Sevmenin gerçekliği içinde duruyor anlamak, ben seni anladığım kadar seviyorum. Daha önemlisi, mutlu olduğunu bildiğim zaman daha çok büyüyor içimde aşkın. Ne zaman kendini yalnız hissedersen sevgili, kaldır kafanı gökyüzüne bak ve düşün. Bir yerde bir kadın, hala seni sevmekten vazgeçmedi….

3/10/2009

Bitti...!





Birini yıllar boyunca aynı şiddette tutkuyla sevmek ne kadar zordur. Başarmıştım! Sana rağmen sevmiştim üstelik, tüm yaptıklarına katlanarak, hep bahaneler bularak, affederek, aşkıma tutunarak, sahip çıkarak, dünyanın tamamına yetecek kadar çok sevmiştim.
“Kimse sevgiye kayıtsız kalamaz” fikrine inanıyordum. Yanılmışım! Her zaman yaptıklarına bir sebep aradım. Çocukluğunda yaşadığın olaylara, kısmetsizliğine, başkalarının hatalı olduğuna inanmayı seçtim çünkü kalbim seni seçmişti. Ufak tefek kusurları olurdu herkesin canım, benim yok muydu? Aslında öyle yapmak istemediğini, öyle demek istemediğini, aciz bir anına denk geldiğini, işle ilgili sıkıntıların olduğunu düşünerek avuttum kendimi. Zaten aşk fedakarlık değil miydi? İnsan en kolay kendini kandırıyor.
Kaç defa ayrıldık yıllar içinde, saymadım. Her tartışmamızdan sonra çekip gidişini seyrettim. Her seferinde bittiğine, son olduğuna inanarak gözyaşı döktüm. İçimde sardım sevgimi, teselli ettim ruhumu, ayrılığın o ağır acısını defalarca yaşadım. Geceler boyu ağladım, aramamak için kaç telefonu duvarlarda parçaladım, dayandım.
Gerçek aşk, gideni özgür bırakmaktır. Hiç dön demedim, aramadım, sana ulaşacak mektuplar yazmadım, acımı da sevgim gibi asil yaşadım. Kendimi sınadım her defasında, dik durmaya çalıştım. Sevdanın erdemine yakışmayacak hiçbir şey yapmadım.
Günler, aylar geçince toparladım kendimi, yeniden nefes almaya başladım. Güneş yüzüme vurunca gülümsemeyi, dostlarla kahve içmeyi, makyaj yapmayı, hatta ufak tefek flörtlerle yeniden aşka inanmayı hatırladım. İşin garip yanı, sen hep o anlarda geldin. Ne zaman ağlamaktan vazgeçip, oyuna geri dönsem çalındı kapım. Elinde çiçekler, dilinde binlerce özür, bir daha yapmayacağına dair yeminlerle dikildin karşıma, beni inandırdın. Seven bir kalbi kandırmaktan kolay ne olabilir ki?
Sana kaç kere kanıp, yeniden başladım? Her seferinde değiştiğine, anladığına, farkına vardığına güvendim. Ancak birkaç ay sürdü iyiliğin, sonra yine sen, aslına döndün. Mücadele ettim, çırpındım. Başaramadım! Gün geldi, öyle bir şey yaptın ki, o an sanki kalbim içimden sıyrılıp yere düştü. Parçalandı. Bir daha hiç hissedemedim sevgini, gözlerine baktığımda heyecanlanamadım. Bitti!
Şimdi, karşıma geçip, yine dönmek istiyorsun. Tarih kendini tekrar ediyor ancak bu sefer bir fark var, artık seni sevmiyorum. Bende bıraktığın izleri, aşka inançsızlığımı, yıkılan hayallerimi, parlamayan gözlerimi, yani benden eksilttiklerini bir kenara koyalım. Ben yeniden ayağa kalkıp yürürüm ama dönüp bir bak kendine, ne kadar yoksul kaldın. Sen, bir erkeğin sahip olabileceği en büyük serveti kaybettin, büyük bir aşkla seven kadının kalbini…

3/10/2009

keşke...



Hayatımda keşkelere yer yok derken en büyük keşkem SEN oldun!

Mutluluk bu kadar mı yasaktı banabu kadar mı uzak!

Şimdi yalnızlığımla başbaşayım..Duvarları yumruklamak sabahlara kadar ağlamak..Geri getirir mi seni?

Gelme sakın! Gelip de yakma yüreğimi gelip de alevlendirme küllerini savurduğum sevgimi...

Hayallerim vardı hayata sığdıramadığım ve sayfalara anlatamadığım...

Şimdi kayıplarım bağdaş kurmuş oturuyor gözbebeklerimde...

Hata ne sen de ne de ben de..

Tek şuç seni seven kalbimde...

Son çığlığımdır bu sana yar!

Son sözüm!

"Bundan böyle hasret olsun hayatta en güzel düşün..

Benimle yaşadıklarını unut yaşamadıklarını düşün!!!"

29/9/2009

artık seni sevmiyorum..



Zaman beni aldattın ömrümü elimden aldın .kaç gece sabahladım kac gecemi elimden aldın her döktüğüm bir damla gözyaşımın hesabını soracağım sana.hiç kimseye seni anlatamadım sevdiğim bir başkasının kollarında diyemezdim utandım insanların o nasıl sevgili demesinden utandım sana laf söylemerinden korktum.sevdayı bulduğumu sanmısım.ben acıyı sevda sanmışım..hergece yatağıma yattığımda artık düşünmeyeceğim diye her gece söz veriyorum kendime ama hiçbirini uygulayamıyorum.elbet bir yerlerde seni hatırlatan an oluyor..

Seni unutayım derken kendimi unutmuşum ben kendimden her şeyden vazgeçmişim sen bunlara değermiydinki ben hayatımdan vazgeçtim.hayallerim umutlarım onlar bile beni terk etti tıpkı senin gibi . Unutmak keşke çok basit bir şey olsaydı yada insanlara bir şans verilseydi geçmişten sadece bir anı silme gibi gözümü kırpmadan seni tamamen silerdim.
Artık neye seviniyorum biliyormusun seni sevmiyorum artık seni düşünmüyorum çok seviniyorum ama seni unutmak bile canımı derinden acıttı şimdide onun bedelini ödüyorum
Tıpkı seni sevmenin bedelini ödediğim gibi…

Artık sana elveda diyorum ve sana mutluluklar diliorum

 

30/8/2009

Kalbimin Sana İhtiyacı Var Sevdiğim!!!


Bunca yorgunluğun üstüne biraz durup dinlenmek istiyor kalbim. Bir omuza yaslayıp başımı, azıcık soluklanmak, hatta bir ömür boyunca güçlü görünmek adına tuttuğum gözyaşlarımı kollarında serbest bırakmak.

 

Kalbimin Sana İhtiyacı Var Sevdiğim!

İstediklerim aslında o kadar basit ki, belki de bana öyle geliyor. Yaşadığım sıkıntıları üstüne atmak değil derdim. Tam da tersi, bütün hepsini unutmak için sana koşmak istiyorum. Yangın yerine dönen şu kalbimi, aşkınla söndürmem gerek.

Öyle uykusuzum ki gecelerdir, bilemezsin. Sensizliğin parçalayan ağırlığından olsa gerek, sürekli uyandığım huzursuz uykulardan, bedenim yorgun düşüyor. Sen gelsen, kafamı koyar koymaz dalıp gideceğim mutlu bir gecenin özlemini çekiyorum.

Gittiğin her yerde izini sürerek, senin için delice, acınası bir hasretle ardından koşarak, hep bekleyerek, hep özleyerek geçiyor vakit. Ellerimizden kayıp giden şu zamanın geri dönüşü de yok üstelik, bundandır kavuşma telaşım.

Hayatımı şöyle bir gözden geçiriyorum, ne kadar çok ertelediğim umut var. Seni ertelenmişler listesine koymak istemiyorum. Ne varsa yaşanılacak, tadını çıkarsak! Bir filmi izleyip gülsek mesela, patlamış mısır kokusu eşliğinde. Aşkı kıskıvrak yakaladığımız geceleri çoğaltıp, kendimizi sıyırsak bu dünyanın tüm gürültüsünden, olmaz mı?

Bazen aklının içine girmek istiyorum. Ne düşündüğünü bilmek, yüreğinin içine sızarak, ne hissettiğini anlamak ve ne öğrendiysem bugüne kadar, hepsini unutarak, seninle yeniden başlamak ihtiyacındayım.

Aklım, ruhum sende takılı kalmışken, gündelik hayata uyum sağlamak da zor aslında. Dostların kahve sohbetleri, bir film karesi, el ele yürüyen bir çift, gördüğüm her ne varsa, kaçışlarıma daha çok itiyor beni.

Gün olur da usanırsa kalbim, bu uzun ve hiç bitmeyecek bekleyişlerden diye korkuyorum. Senden ayrılmak dert değil, kapatırız bir gece yarısı telefonları, kendimizi bitiririz birbirimizde. Sonra ne olur? Aklım ayrılığı kabullense de, başka bir ten tenime değdiğinde, yüreğim yine ihanet sayar bir yabancının gözlerime bakan gözlerini. Sana ait olmaktan vazgeçmem için, kalbimin bunu kabullenmesi gerekir, yoksa mantığım bitti diye çığlık atsın, ne fayda? Senin adını söylersem sevişirken, gittiğim yerde bir kitap görür ve seni aramak istersem ya da en sevdiğim şarkı çaldığında aklıma yine sen gelirsen, gerçekten senden ayrılmış sayılır mıyım?

Sevdiğim, serin bir yaz gecesinin ortasında gelsen, hiç haberim olmadan, ansızın çalsan kapıyı, karşımda seni görünce gözlerim ışıldasa, sessiz bir çığlık atsam içimden, dakikalar boyunca sarılıp kalsak o kapının önünde. Balkonda bir güzel masa kursam, yanına da bir küçük duble koysam hasrete yakışır diye; sonra sen anlatsan yokluğunda neler yaptığını, ben gözlerinin içinde kaybolarak dinlesem. Ellerimiz kenetlense birbirine, hatta vücudumuz, sabaha kadar sarmaş dolaş uyusak yalnız rüyalara inat.

Sen artık gelsen sevgili çünkü bu kalbin sana ihtiyacı var….

30/8/2009

Dön Gel.. Yalnız Aşkla Dön Gel...













 Bu gün her günden daha fazla, daha bir aklımdasın. Sadece düşünmek yetmedi bu gün seni. Daha fazlasını yapmak istiyorum. Senin için daha fazlası... Sen yokken seni içimde yaşatmaktan daha fazla ne yapabilirim ki.. Geçen zamana yenilmemekten başka… Sen söyle daha fazla ne yapabilirim? Bu içimi acıtan sevgini azaltmak, bedenime sığmayan özlemini dindirmek için...

“Uzun oldu, ne zor oldu
Kalp yoruldu dön gel, her şey kalsın
Yalnız aşkla, yalnız aşkla dön gel
Affettim, kendini akla,
Yalnız aşkla, yalnız aşkla dön gel”


Elimden gelen tek şey bu sanırım.. Sana yazmak.. Seni yazmak… Sayfalarca senin için
anlamsız cümleler kurmak.. Sonra da senin okumayacağını bile bile okuduğuna inanıp kendimi kandırmak.. Sana söylemek istediğim sayısız cümleler içerisinden bir kaçını söyleyebilmiş olmanın mutluluğunu yaşamak.

“Yak gel bildiğin ne varsa
Sat gel, gözüm yok para pulda
Yalnız sanadır bu hasretim

Dön gel vaktimiz daraldı
zaten şu yalan dünyada
Gel inadı sevdiğim”

“Mesafeler seni azaltmak yerine her gün daha çoğalttı…”

Hayata dair tek bir umudum var artık... Bir gün döneceğin.. Bu sabahta seni bir önceki sabahtan daha çok sevdiğimi düşünerek uyandım. Seni bekliyorum.. Gel artık...

Sensiz geçen günlerin anlamsızlığını yaşıyorum tüm benliğimle…
Uzakları yakın et, gel artık…

29/8/2009

Sebebim... ....

Dünyam karıştı....
mutluluk bir anda geldi ve aynı hızla geri gitti...
oysa ben nasıl olduğunu anlamasam da tutulmuştum bi kere....
unuttuğum birçok şeyi hatırlatmıştın bana
mesela tekrar ben olmayı
bazı şeylerin sadece saplantı olduğunu

SONRA....

Güzel günler gelicek biticek bu günler sıkma canını dedin
inandım inanmak istedim
evet ben istedim...

SONRA...

Kimsenin yapamadığını yaptın yüreğime girdin
Dokunabildin ulaştın ona..
Bi anda tek düşüncem oldun
anladım ki sevmek için görmke duymak gerekmezmiş
var olduğunu hissetmekte yeterliymiş...

SONRA...

hayallerim oldun kısa sürede tekrar hayal kurmaya başladım..
artık hayallerimdeydin hayalimdin..

SONRA...

ne hissettiğini bilmiyodum bile
cesaretim bile yoktu sana anlatmaya dile getirmeye
ama kendimden emindim
nasıl olduğunu anlamasamda emindim işte
sormadım neden niçin diye
hissettim sadece

SONRA...

senden de emin oldum
hissettiklerim karşılıksız değildi
zorda olsa hayalde olsa hissettmiştim
vardı bir karşılığı
yada
hissetmek istedim inanmak istedim...

SONRA...

Mucizem oldun
mutluluğu getirdin bana.kara bulutları dağıttın üstümden
beklenen oldun özlenen oldun beklediğim oldun...
umut diyordun ya umudum sebebim oldun




SONRA...

GİTTİN!!!!

düşünmedin anlatmadın bişey sölemedin
sadec gidiyorum dedin
soramadım ...
ama biliyodum bi sebebin vardı
sebebsiz yapmazdın...
ve sen en doğruyu sana yakışanı yaptın...
hiç kızmadım kızmıycam öle bi hakkım zaten yok
dedim ya sana yakışanı yaptın
yine en doğru yerde en doğru karar...
benim hayalime benim sebebime bu yakışırdı
boşa değer vermemişim boşa güvenmemişim..
yüreğime dokunmana boşa izin vermemişim

teşekkür edrim sebebim....
herşeyin güzel olcağına inandırdığın için
tekrar hayal kurmamı sağladığın için
yeni bi hayat sunduğun için ...

ve

teşekkkür ederim
beni yanıltmadığın için..

gitsen de sen hep varsın

mükemmelimsin mükemmelsin
ve sen herşeyin en güzelini hakediyosun

seni bilmek bile güzeldi....

29/8/2009

Hiç Düşündün Mü Arkanda Bıraktığın Kırık Kalpleri?

 

Nasıl bir şeydir ki bu?
Seni hem düşünüyor ve istiyorum, hem de istemiyorum. Seni özlüyorum, kıskanıyorum, hep yanımda olmanı istiyorum. Hele ki bu kıskançlık duygusu, öldürecek beni. Seni başkalarıyla düşünmek hep kötü yaptı beni, tahmin edemeyeceğin kadar incitti... Ama gerçek bu, kaçamam bundan, sen hep başkalarının oldun, asla benim olmadın bunun farkındayım. Aslında soruyorum bazen kendime, tekrardan onla beraber olma olanağı olsa tekrar beraber olur musun diye, ama her defasında kendimden aldığım cevap aynı oluyor, HAYIR! Belki de kendimi o şekilde avutuyorum... Kalbim hep seninle ama mantığım senden çok uzak.

Seni o kadar özledim ki! Yalan gülüşünü, yalan sevişini, yalandan tatlı sözler sarf etmeni, yalandan da olsa sevişmemizi özledim. Beni yalandan sevmene rağmen, yalan sevgini özledim. İşte en acısı da bu ya... Sende yalan olduğuna inandığım her şeyi özledim, özlüyorum, seni özlüyorum, seni istiyorum, yalandan da olsa beni sevmeni istiyorum. Yalan sevgiye kapalıyım ben, yalan yaşantılar üzerine bir saatimi bile geçiremem, geçirdiğim zamana yazık olur. Ama senle beraberken yalandan benle olsan bile, yanımda istiyorum seni, hissetmek, hep gözlerinin içine bakmak istiyorum...

En çok kıranda ne beni biliyor musun? Senin için diğerleriyle aynı olmak, herkesle... Adım atmamı engelleyen bu belki de, beni diğerleriyle bir tutman. Bana ters tepki vereceğini bilsem bile, denerdim senle bir kere konuşmayı, denerdim sana hislerimi anlatmayı hiç düşünmeden. Sana verdiğim değeri, sana hissettiğim aşkı, seni nasıl özlediğimi gözlerinin içine bakarak anlatmak isterdim. Ama onlarla, diğerleriyle beni aynı basamağa koyman çok incitiyor beni. Ki, ben seni hep ayrı tutarken diğerlerinden, farklı yaşarken seni, senin beni görmemen yaralıyor kalbimi. Hayır görmemen değil, evet görüyorsun belki, ama nasıl? Diğerleri gibi, belki de onların sana değer verdiği kadar, benim de sana o kadar değer verdiğimi düşünüyorsun. Evet diğerleriyle aynı tutuyorsun beni, çünkü beni tanımıyorsun, hiç tanımak istemedin... Belki kendimi sana tanıtma fırsatı verseydin bana, sana verdiğim değeri gösterebilseydim, seni ne kadar özlediğimi hissettirebilseydim sana, işte o zaman anlardın sana olan özlemimi, sana olan aşkımı, sana duyduğum hisleri, eğer bir şans verseydin bana, ikimize bir ihtimal sunsaydın anlardın kalbimin senin için attığını. Ama sen busun, seni değiştiremem, düşüncelerini, hislerini, hayatta yaşayış tarzını değiştiremem, değiştirmekte istemem. Senin gerçek oluşun gibi, bizim bir araya gelmemizde imkânsız ve bu gerçekle yaşamak inan zor. Sen hep egolarını tatmin etmek isterken, yalan sevgiler yaşarken, ben ise sadece gerçek aşk ve huzur istiyorum yaşantımda. Hayatta farklı şeyler peşinde koşuyorsun, benim yolum senin koştuğun yol değil, olamaz... İşte bu ya beni senden koparan, mutlu olduğum, kendimi avuttuğum yalan sevginden kopmamın tek sebebi bu.

Vazgeçtim senden, beni mutlu eden yalan sevginden, yalan gülüşünden, yalan bakışlarından, yalan aşkından vazgeçtim, beni ne kadar incitse de senden vazgeçtim.

Hiç düşündün mü arkanda bıraktığın kırık kalpleri?
Yalan hislerinle, yalan birliktelikler yaşarken, düşündün mü kendin dışında karşındaki insanın neler hissedebileceğini? Ben avundum yalan sevginle, avundum yalandan da olsa gözlerinin içine baktığımda aşkı hissetmekle avundum ben bunlarla ama ya diğerleri? Hiç baktın mı arkana, kaç kalp ağlıyor senin için? Düşündün mü hiç, yalan aşk oyunları oynarken sen, kaç gözyaşı aktı senin için? Hiç hissettin mi, beraberliklerinde kendi egoların dışında bir his, bir kıpırtı, belki de sevgi... Belki de ben çok az şey biliyorum senin hakkında, ama dedim ya ne benim seni tanıyabilmem ne de kendimi sana anlatabilmem için zaman tanımadın bana, hiç fırsat vermedin ikimize...
Bilmiyorsun tabi bunları, hiç olmadı ki söyleme fırsatı, hiç şans vermedin ki bana sana olan hislerimi açıklayabilmem için. Belki sonunda gene bir şey değişmezdi, ama olsun ben ona da hazırlıklıydım, senin beni istememene bile razıydım, keşke bir anlatabilseydim bunları sana... Gülme n’olur, bunları okurken gülme bana, yalan hayatındaki onca yaşanmışlıklara bir yalan gülücük daha ekleme, yapma bunu kendine. Sadece anlamaya çalış, hayatında biraz olsun gerçek hislere yer ver. Senin hislerin değil benim hissettiklerim olsa bile anlamaya çalış biraz, belki o zaman yalan değil de gerçek hisleri biraz olsun hissetmiş olursun. Senden tek istediğim bu; sana olan hislerimi, düşüncelerimi, yalan hayatında ufak bir yer açarak, bu yazıyı, beni anlamaya çalış... Sadece iki dakikanı kaybederek...





 

« Önceki ::